Teknolojiden Kaçan Minimal Yaşamaya mı Başlıyor?

 Teknolojiden Kaçan Minimal Yaşamaya mı Başlıyor?
Okunuyor Teknolojiden Kaçan Minimal Yaşamaya mı Başlıyor?

MİNİMALİST YAŞAM

Son günlerde radyoda, sokakta, televizyonlarda sık sık duyduğumuz bir isim minimalizm. Üzerine kitaplar yazılan, yok satacak kadar büyük bir okuyucu kitlesine hitap eden minimalizm nedir? Nasıl minimalist olunur? Uygulamak anlatıldığı kadar kolay mı ya da minimalist yaşıyorum diyenler gerçekten bunu başarabildi mi? Bu yazıda özellikle de Türkiye şartlarında minimalist yaşamı kendi hayatımıza uygulayabilmenin bazı ipuçlarını paylaşacağız.

Süregelen dünya düzeninin bize dayattığı gerekliliklerden biri maalesef ki alışveriş çılgınlığı. Farklı olmak adına aslında tek tipleşen evler, insanlar, yaşam stilleri, uygulamalar hepsi bizi diğerlerinden farklı kılmak vaadiyle pazarlanan fakat hayatlarımızı tek tipleştiren ürünler bizleri hayatın ve kendi hayatımızın akışından uzaklaştırıyor. Tek derdi tercihleriyle, yaşantısıyla diğerlerinin onayını hatta hayranlığını kazanmak olan bireyler haline getiriyor. Sosyal medyada sürekli bir şeylerden memnuniyetini anlatan insanlar, alışveriş sitelerinin indirim adı altında yarattığı alışveriş çılgınlıkları, dizi ve filmlerde görülen aşırı lüks hayatlar… Bunların gerçekle, kendi hayatımızla ilgisi nedir düşünmeden içinde bulunuyoruz çoğu zaman.

Sürekli alınan kıyafetler, ev eşyaları, sürekli bir üst modeliyle değiştirilen telefonlar, arabalar, bilgisayarlar bizi doyumsuz ve memnuniyetsiz insanlar haline getirdi. Tek derdimiz istediğimiz şeye sahip olmak ve sahip olduktan sonra onu da bir kenara atmak olmadı mı sizce de?

Peki, tüm bunlara nasıl son verebiliriz? Bundan vazgeçmek bu kadar basit mi?

Hayır, bu çılgınlıktan vazgeçmek elbette göründüğü kadar basit olmayacaktır çünkü dışarda ve elimizdeki küçük teknolojik kutuların her birinin içinde o çılgın hayata hizmet eden bir düzen var. Yerleşmiş güçlü bir düzenden bahsediyoruz. Bununla mücadele etmek oldukça zor olabilir.

 İlk etapta, minimalizme geçmeden önce bu felsefeyi tam anlamıyla kendinize kabul ettirmelisiniz. İhtiyacım kadar yemek, uyumak, almak. Çöpe atmak yerine onarmak. Fazlasına sahip olmak yerine sahip olduğuma iyi bakıp ömrünü uzatmak. Bu felsefe sadece fazla eşyalardan kurtulmak gibi sığ değildir öncelikle bunu kabul etmeliyiz. Duygular, arkadaşlıklar, yediğimiz yemekler, uyku saatlerimiz… tüm hayatımızı kapsayan bir azla yetinebilme, sahip olduğumuzun kıymetini bilip onu daha iyi bir noktaya taşıma gayretine dayalı bir felsefeden bahsediyoruz.

İşin eşya boyutu ise uygulaması en kolay tarafı oluyor felsefe tamamen özümsendikten sonra.  Öncelikle evinizden hatta odanızdan hatta çantanızdan başlayarak sadeleşebilirsiniz. Çantanıza bakın içinde size hizmet etmeyen neler var? Gereksiz kartvizitler, atmayı unuttuğunuz fişler, boş krem kutuları gibi eşyaların gereksizliğini kabul ederek onları atın ve çantanızı ferahlatın. Odanızda daha rahat hareket etmenizi engelleyen her şeyden kendi isteğinizle kurtulun. Örneğin üç tane kot pantolona gerçekten ihtiyacınız olup olmadığını, misafir için de ayrı bir yemek takımının gerekli olup olmadığını, telefonunuzun gerçekten iş görüp görmediğini düşünüp kendinize dürüst davranın. Elbette arabanız varken satıp bisiklet almak zorunda değilsiniz ama bunun sağlığınız ve dünyanın sağlığı için faydalı olacağını düşünün ya da bir bisikletiniz varsa işe gitmek için aslında onun gayet yeterli olduğunun farkına varın. Evinizde cezve, french press varsa kahve makinesine ihtiyacınız olmadığını kendinize kabul ettirin. Hayatınızda eşyalara değil kendinize yer açın.

Bu Yazı İçin Ne Düşünüyorsun?

Yorum Yap
Giriş Yap
Yazı Ekle